Tiran vebalini cemaat kaldıramazdı!

Tiran vebalini cemaat kaldıramazdı!

Hizmet camiası, AKP ve Tiran’ın kirli paslı dünyasından çok uzak olduğunu ispatladı. “Yolsuzluk hırsızlık değildir” diyen, güce endeksliler ayrıştı. AKP ve Tiran, Hizmet camiasına zulmederek büyük iyilik ediyor. Neden mi? Bir çok sebeple kader adalet ediyor, Tiran’ın tuzakları işlediği gibi Allah’ın planı da işliyor. Sizce kim kazanır? Müslümana zulmedenlerin Allah’ın tarafında olmadığı oldukca açık. Peki, neler oluyor ve nereye doğru gidiyoruz?

Tüm dünyada sorulan soru, bu kadar hırsız ve arsız bir grupla AKP ile neden ortak gibisiniz idi. Sivil bir toplum yapılanması olan Hizmet camiasının AKP ile dirsek temasında gözükmesi, acaba derin devlete mi çalışıyorlar sorusunu sorduruyordu ve yurt dışında önünü tıkıyordu. AKP’nin Türk derin devleti Ergenekon ile ittifakı gözden kaçmıyor. Hizmet insanlarıyla yakından tanışanlar, AKP ve Tiran ile doku uyuşmazlığını hemen fark ediyorlar. Bu ayrışma geç bile kaldı. Hizmet, eğer daha da büyümek, insanlığa hizmet etmek istiyorsa, aşırı kirlenmiş politik İslamcı AKP ve Tiran ile bağını tam koparmalıydı. Aşırı Türk milliyetçi söylemi de İslam ittifakı için terk etmeliydi.

AKP’liler halen farkında olmayabilir ama hırsızlık, yolsuzluk, iftira, yalan, bühtan AKP ve Tiran’a artık silinmez boya gibi yapıştı. ANAP’ta bu hale gelmiş, tabelası bile kalmamıştı. Bundan sonra, Tiran ve AKP’ye karşı adalet, özgürlük ve eşitlik şemsiyesinde ‘Öteki Türkiye’ birleşir. Ahlak ve demokrasinin önemi yeniden keşfedililiyor. Dünya biliyor ki, iktidar STV ve Zaman’ı susturmak istiyor. Tiran’ın kin ve nefreti geleneksel sağ-sol, laik-antilaik kutuplaşmasını bitirdi, bitiriyor. Kâbus gibi ülkenin üzerine çöken sivil vesayet sona erdiğinde bu etkileşim gerçek bir hukuk ve demokrasinin temeli olabilir. Yeni Türkiye için Tiran vebalini cemaat daha fazla taşıyamaz, kaldıramazdı!

AKP ve Tiran ile cemaatın ayrışması gerektiğini 2011’den beri şiddetle savunuyordum. AKP’nin IŞİD ve El Nusra ile sıkı fıkı ilişkilerinden sonra kesin emin oldum. 12 Nisan 2012’de çok sert ve net uyarı yazısı yazdım. Suriye ile ülkemizi savaşa sokmak isteyen yerel ve global çeteye dikkati çektim. http://farukarslan.com/genel/suriye%E2%80%99yle-savasa-mi-giriyoruz/

PKK muhatap alınarak Türkiye’nin ortadan kaldırıldığını Anadolu Türkiye Federasyonu’nun yeni Osmanlı adı altında Neoconların ve İsrail’in Tiran’ı kafalayarak kurdurduklarını farkedince, BOP planının şaka olmadığını 21 Temmuz 2012’de kavradım. Tiran bir projeydi, milli devletimizi ustaca yıkıyordu. http://farukarslan.com/genel/suriye-bolunuyor-nusayristan-plani-devrede/

Tiran ve danışmanlarının Türkçe anlamadıklarını anlayınca, makalemi bu defa İngilizce olarak dünya kamuoyuna 1 Ağustos 2012’de Strateji Outlook dergisinde sundum. http://farukarslan.com/genel/syria-is-carved-up-nusayristan-in-syria-anatolian-turkiye-federation-in-turkiye-is-established/

RABITA’nın Suudi Vehhabi IŞİD ve El Nusra kumpası, Tiran’ı esir almıştı, içinden çıkamıyor, debelendikçe daha da batıyor ve asla hata yaptığını kabul etmiyordu. Mısır, Irak ve Suriye kaybedildi. Şükür, cemaat AKP’den yakayı sıyırdı. Düşüncenize, El Nusra ve IŞİD ile Tiran’ın mağdur ettiği 5 milyona yakın Suriyeli, tecavüze uğrayan 25 bin kadın AKP’ye beddua ediyorlar. MİT gözetiminde Tiran’ı ve onu kullananlar tarafından yollanan 2000 tır silahla beslenen El Nusra ve IŞİD’in vebalini cemaat kaldıramazdı.

El Kaida’ya 2001’de ve uzantılarına Tahşiyeciler uyarısı ile  2009’da sert tepki koyan Gülen’in haklı olduğu kesindir, su götürmez bir sağlam duruştur. MİLAD Partisi Eş Başkanı İdris Naim Şahin, Tahşiyeciler örgütünün El Kaide’yle bağlantılı olduğunun MİT ve Jandarma’ya ait raporlarla 2000’den beri izlendiğini söyledi. Asıl püf noktası şu: ‘Esasen, Ergenekon ve Tahşiye sanıklarına, ne şekilde aynı seri bombaların bu adreslerden çıktığı sorulmalıdır.’

Tiran ve AKP, ÖSO’yi bahane edip, El Nusra ve IŞİD’e verdiği destekle ülkemizi terörizme destek veren ülkeler içine soktu. Cemaat uyarmıştı. Yolsuzluk ve rüşvet günahıyla haramı ülke içinde legalleştiren ve normalleştiren Tiran ve AKP, İslam’a en büyük zararı IŞİD ile vermiştir. 2006 yılında yolsuzluk yapmayın, rüşvet almayın diye Gülen Hocaefendi tarafından Tiran’a gönderilen mektupla, mürşid görevini yaptı, şahidiz. Ahirette zalimi Gülen Hocaefendi’nin zamanında uyardığına Türk toplumu ve tüm dünya şahitlik edecektir. Çekilenler yanında az kazanç değildir.

Tiran, iftira, yolsuzluk ve yalanda tarihe geçti. ‘Hayatında hiç karakola gitmemiş bir insana, Hidayet Karaca’ya terörist diyorlar’. Yakından tanıdığım Hidayet bey, karıncayı bile incitmeyen, hayatında asla kırmızı ışıkta bile geçmemiş biridir. Kurallara, kanunlara bu kadar bağlı, dürüst ve namuslu birinin hapiste olması, hepimize bir şeyler anlatmalı. Ülkemizde hukuk ve aklın yanısara kuvvetler ayrılığının da hiç kalmadığı kesinleşti. Recep Erdoğan, yargıya talimat verdi, dün bir Anayasal suçu açıkca kamuoyu önünde işledi: ‘Başka alınan da olacak’ dedi. Böyle bir liderin yönettiği ülkede, kimse hayatından, malından, işinden, namusundan emin olamaz. 16 yaşında çocuğun hakaretten tutuklu yargılanması rezillikti. Eğer bu bir standart olursa memleketin en az yarısını tutuklamak gerekirdi. Serbest bırakmaları zevahiri kurtarmıyor. Tiranizm tescillenmiştir.

Cumhurbaşkanı haksız söz ve hareketleriyle kendine hakarete sebebiyet verirse, TCK.299’daki Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan ceza verilemez (TCK.129). Millete çapulcu, haşhaşi, sülük, virüs… gibi yüzlerce kelimeyle küfrediyorsan, aynı tonda karşılık almaya dünden razısın demektir. Evvelsi gün İstanbul’da iki mafya suikasti gerçekleşti. Koca devlet 16 yaşındaki çocuğu hapse tıkmakla meşguldü. Devletin bittiği yerde mafya başlar. Devlet zaten en büyük mafyanın eline geçmiş durumda… Ufak tefek mafyanın ne önemi olabilir ki!

Ahmet Davutoğlu, “Gazeteci sağ salim eve gidiyorsa basın özgürdür” demişti. Bence şu anda “Sağ salim hapse giriyorsunuz, daha ne yapalım” demeliydi! Tiran, gazeteci Fatih Altaylı’yı kast ederek bu kişiyi operasyon lazım dedikten sonra Habertürk sahibi Ciner, Altaylı’yı yayın yönetmenliğinden almakla kalmamıştı, süresiz izne de gönderdiler. Tiran’a göre  dünyada en ”özgür” medya ülkemizde varmış! Komediler bitmiyor.  Sonunda bu oldu. Kimse basın özgürlüğünden bahsedemez. Tutuklu yargılanan Emniyetçi Tufan Ergüder, ‘tutuklamanın dayanağı altı twit gösterildi’ dedi. Bir yılda Tiran ve AKP parti devleti karşıtı 54 bin twet atmışım, demek ki beni içeri alsalar işi kılıfına uydururlar ve kesin müebbet yerim. Basın ve ifade özgürlüğü umurlarında değil. Gerçi avukatım, böyle saçmalık yaparlarsa, AYM ve AIHM’den dava döner ve tazminat alırsın dedi. Bu arada Zaman ve STV’ye terörist damgası vurulduktan sonra el koyma planları işliyor. Belalarını arıyorlar.

Sosyolog yazar Ali Bulaç, bugün Zaman’daki yazısında, ahlak ve hukuk dışı olması hasebiyle yolsuzluk “nitelikli hırsızlık”tır, kaba hırsızlıktan çok daha tehlikeli ve zarar vericidir görüşünü ortaya koydu ve Hayrettin Karaman’ı rezil rüsva etti. Ahmet Kurucan üzülmüş Karaman beye. 77 milyonun hukukuna tecavüzü, gelecek nesillerin maddî ve manevî kayıplarını netice veren yolsuzlukların hükmü nedir? diye sormuş. Dünyalık hesabımız olsaydı, yolsuzlukları, zulümleri görmez, susardık. Ahlak-ı âliye-i İslamiye için, zulüm karşısında dimdik ayaktayız…

faruk1

Clip to Evernote
1 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi